31 Mart 2013 Pazar

BATUM GÜNLÜĞÜM

             Bu hafta sonu sınır komşumuz olan Gürcistan'ın BATUM şehrindeydik.Geziye okul arkadaşlarımızdan oluşan bir tur ekibiyle gittik.çoğunluğun tanıdık olması geziyi zevkli hale getirdi.



            Biraz Batumdan bahsetmek istiyorum.Batum,300 yıl osmanlı egemenliğinde kaldıktan sonra 1877 osmanlı-rus harbinden sonra rus işgaline uğramış.Ayastefanos ve Berlin antlaşmalarıyla beraber ruslara bırakılmış.I.Dünya savaşı ile tekrar Osmanlıya verilse de Mondros mütarekesi ile de  İngilizlere sonra Moskova Antlaşması ile de Gürcistana bırakılmış.Şehir,1921 de Acara Özerk Cumhuriyetinin yönetimi altına girmiş.yapılan antlaşmaya göre Acara bölgesi Türkiye nin garantörlüğü altına girmiş.yani rehberimiz şöyle açıkladı;acara bölgesi müslümanların yaşadığı bir bölgeymiş.sınırımıza en yakın bölge.bu yüzden buraya herhangi bir saldırı olursa ya da dini zorla değiştirilmeye kalkılırsa türkiye buraya asker çıkarabilirmiş.Batum un tarihi böyle karışık olduğundan batumda çok farklı etnik kökenden insanlar mevcutmuş.en çok gürcüler,ermeniler ve ruslar yaşıyormuş.halkın çoğunluğu hristiyan ama acara bölgesindekiler müslümanmış.
           Batum yarı tropikal iklimin yaşandığı bir şehir.karadenizin antalyası diyorlar.


bu nedenle bitki çeşidi çok ama rehberimizin anlattığına göre insanları çalışmayı sevmediğinden dolayı bu imkanları pek değerlendiremiyorlarmış.gerçekten de şehire genel olarak baktığımızda şehir bize "burada insanlar sadece uyur" dedirtiyor.zaten gezimiz boyunca sokaklarda hemen hemen hiç insan yoktu.batum gece hayatıyla geçimini sağladığı için insanlar ancak akşam dışarı çıkıyorlarmış.öyle inşaat yapalım şehrimiz gelişsin aman bahçeye çiçek dikelim etraf güzelleşsin gibi dertleri hiç yok.ancak dış ülkelerin desteklediği inşaatlar var bunlar ilerliyor.yolumuzun üstünde 2007 de açılan batum havaalanını gördük.istanbuldan gelen yolcular batuma uçup hopaya geçebiliyorlarmış.bu daha uygun oluyormuş.Batumda iki üniversite var birisi batum devlet üniversitesi.diğeri de özel teknoloji üniversitesi.bu amerika desteğiyle açılmış.zaten her halinden de bu belli oluyor.
              Sınırdan geçince ilk işimiz bir miktar gürcistan parası yani "lari" almak oldu.


Bize yetecek kadar lari aldıkatan sonar ilk durağımız gonıo-apsaros kalesi...

buranın tarihi araplara kadar uzanıyor.kısaca,isanın oniki havarisinden birinin anıtını barındıran,gürcülerin kutsal saydığı bir yer burası.


buradan çıkışta botanik bahçesine gitmek için otobüsümüze bindik yeniden.yol boyunca batum köylerini gördük.bırakın köyleri şehirdeki evler bile mimari noktasında,peyzaj noktasında sıfırın altında.en çok dikkatimizi şeken şey evlerin dışında biçimsiz yerlerde çamaşır asılması.rehberimiz bunun nedenini evlerde balkon kullanılmamasına bağladı.bizde çamaşırlar büyük bir özenle asılır.büyükten küçüğe,beyazlar ayrı renkliler ayrı,dışarı asılmaması gereken çamaşırlar vardır mesela ama orada böyle bir anlayış yok.bulduklarını asmışlar oraya buraya:(yaa böyle işte.neyse botanik bahçesine varıyoruz.gördüğüm en büyük bahçe belki.iki binden fazla bitki çeşidi var.













geziyoruz,fotoğraf çektiriyoruz derken acıktık tabii.Batumun peynirli pidesi(haçapuri)

 ve bizim mantımıza benzer Hinkali yani gürcü mantısı

 meşhurmuş.ancak tatları nasıldı derseniz şöyle cevap verebilirim BATUMDA SU BİLE İÇMEDİM.Daha doğrusu kendi götürdüklerimizle botanik bahçesinde piknik yaptık.nedenleri malumdur ama birincisi domuz eti,domuz yağı ve alkol kullanılabiliyo.ikincisi batum temizlik anlayışı,üçüncüsü de daha sınırda geçtiğiniz anda etrafta yayılmış ağır bir koku size ce eeee yapıyo.hatta benim sınırı geçince miğdem bulandı.kokunun sebebi aşırı derecede tüketilen içki.rehberimizin dediğine göre orada susayıp su alana gülerlermiş.çünkü 1 litre bira bir litre sudan ucuzmuş:( biz de rehberimiz samet ve tur görevlisi uğur hanımla beraber kurduk piknik azıklarımızı çimene ohhhhhh miss gibi poğaçalar, kekler,börekler,orhan beyin yaptığı çiğ köfteler,miss gibi iki teker vakfıkebir ekmeği,zeytin,peynir ve meyveler eşliğinde doyurduk karnımızı.
dönüşte içimizin dışımızın kek-poğaça olduğunu farketsek de en azından temiz,helal ve memleket kokulu yiyeceklerle beslendik.içimiz rahat.
            Sonraki durağımız Batum şehir merkezi.dediğim gibi eski sovyetlerden kalma binalar haricinde bir de yabancı ülkelerin desteğiyle yapılan yeni binalar haricinde mimari sıfır.







meydanda bize göre anlamsız ama onlara göre kutsal bir takım heykeller var.


garip garip bakıyoruz bunu mu bulmuşlar buraya dikecek diye.rum kilisesine kabul edilmek sıkıntılı.kovabilirlermiş bizi diye dışarıdan bakıp ermeni kilisesini ziyaret ediyoruz.




dinlerine bağlı ermeniler ibadet yapıyorlar.saygı duyarak bir kaç foto alıp çıkıyoruz.otobüse binip sahilden rehberimizin anlatımları eşliğinde seyri alem yapıyoruz.Batumda saat bizden iki saat ileri olduğundan sınır kapısı geçiş saatine yetişmek için aceleyle sarpa yöneldi otobüsümüz.benzin istasyonuna uğrayıp ilk defa istemeyerek bir hediye aldım.sigara fiyatları türkiyedekinin yarısı.eşimin isteği üzerine bir karton sigara aldım.daha fazlasını türkiyeye sokmak yasak.türkiyeye geçişteki DUTTY FREE dedikleri markette türkiyeye kıyasla daha ucuz şeyler var.sigara,içki,parfüm,çikolata,kahve gibi.türkiyede de olan bildik markalardan oğlumun da hediyelerini aldım.sarptan çarşıbaşına gelene kadar 5 kere aradı anne nerde kaldın ne aldın bana diye.
             OF'ta verdiğimiz çay molasıyla birlikte saat 10 civarında batum gezimizi çarşıbaşında vedalaşarak tamamladık.bir dahaki gezilerimizin kabaca bir taslağını yapmayı da unutmadık.gezinin düzenlenmesinde çok emeği geçen Ahmet Bülent Tan öğretmenime
 ve geziye anlam katan canım arkadaşlarıma teşekkür ederek bir dahaki gezimizde görüşmek üzere diyorum.  


            

Hiç yorum yok: